Romanya’dan Karaburun’a — bir tatil sorusundan kişisel bir anıya.
Florin Simionescu’dan ilk e-posta 14 Ağustos 1998’de geldi. Romanya’dan yazıyordu. Eşiyle birlikte, yine karı koca olan iki arkadaşlarıyla Türkiye kıyısında bir tatil planlıyorlardı. Yaklaşık 27 Ağustos ile 8 Eylül arasında kalabilecekleri dört kişilik bir daire arıyorlardı.
İlk mesajı oldukça ayrıntılıydı. Dairenin fiyatından mutfak ve buzdolabına, otoparktan denize olan mesafeye kadar pek çok şeyi soruyordu. Yemek imkânlarını, plajın ücretli olup olmadığını, İstanbul’a uzaklığımızı, hatta apartmanlarda klima bulunup bulunmadığını öğrenmek istemişti. İnternet üzerinden hiç tanımadığı bir yerde tatil planlayan birinin aklına gelebilecek hemen her soruyu sıralamıştı.
Kısa süre sonra Florin ve eşi ile Oprea çifti Karaburun’a geldiler. Bugün o günlerden elimde Mimas Garden’ın önünde çekilmiş bir fotoğrafları var. Dört arkadaş, otomobillerinin önünde yan yana duruyorlar.
Konuk defterine 30 Ağustos 1998’de birlikte yazdıkları not, ilk e-postadaki bütün o soruların ardından Karaburun’da nasıl bir yer bulduklarını anlatıyor. Burayı sakin ve güzel bir yer olarak tanımlıyor, özellikle balkondan görünen manzara için “marvellous” sözcüğünü kullanıyorlar. Konaklamalarından çok memnun kaldıklarını ve mümkün olan en kısa zamanda yeniden gelmek istediklerini yazmışlar.
Bize bıraktıkları cümle de oldukça yalın:
“You are nice people, friendly and helpful.”
Ve hemen ardından böyle kalmamızı diliyorlar.
Florin’le ilişkimiz tatil bittikten sonra da tamamen kesilmedi. 14 Aralık 1998’de ondan bir e-posta daha aldım. Gönderdiğim iyi dileklere teşekkür ediyor; bana ve aileme sağlık, mutluluk ve işlerimizde başarı diliyordu.
Bu kısa mesajın içinde bugün benim için ayrıca değer taşıyan küçük bir ayrıntı var. Kızımız Nergis’i de hatırlamış ve onun üniversitede başarılı olmasını dilemişti. Birkaç ay önce internet üzerinden yalnızca bir dairenin fiyatını ve özelliklerini sorarak başlayan yazışmanın, artık ailemizden birinin adının geçtiği kişisel bir mesaja dönüşmüş olması o yıllardaki konuk ilişkilerimizin niteliğini de anlatıyor.
Florin aynı mesajda benim için şu cümleyi yazmış:
“You are very professional and kind at the same time, and I appreciate that.”
Yunanistan, İtalya ve Türkiye’de bulunduğunu, seyahatleri boyunca bu iki özelliği bir arada gördüğü çok az insanla karşılaştığını da eklemiş.
Bugün, yirmi sekiz yıl sonra, Florin ve arkadaşlarının Karaburun günlerinden çok fazla ayrıntı hatırlamıyorum. Ama belki de bu arşivin değeri tam burada ortaya çıkıyor. Benim hafızamda silikleşen birkaç gün; bir e-posta, bir fotoğraf ve konuk defterine bırakılmış birkaç satır sayesinde yeniden görünür hale geliyor.
14 Ağustos’ta Romanya’dan gelen, fiyatı, mutfağı, otoparkı ve denize uzaklığı soran bir e-posta ile başlayan hikâye; 30 Ağustos’ta balkondan görünen manzarayı anlatan bir konuk defteri notuna, birkaç ay sonra da Nergis’in üniversite yaşamı için gönderilen iyi dileklere dönüşmüş.
Mimas Garden’ın ilk yıllarından geriye kalan da çoğu zaman tam olarak bu: önce bir rezervasyon, sonra kısa bir karşılaşma ve yıllar sonra bile o karşılaşmayı yeniden hatırlatan birkaç küçük iz.