Mimas Garden Archive

Alison ve Gordon — 2002

İlk şaşkınlıktan ayrılık hüznüne

Alison ve Gordon’la ilgili arşivimde gelişlerinden önce yapılmış bir e-posta ya da rezervasyon yazışması bulunmuyor. Onlardan geriye, Karaburun kıyısında çektiğim bir fotoğraf ile 10 Ağustos 2002 tarihinde konuk defterimize yazdıkları bir sayfa kaldı.

Fotoğrafta Alison ve Gordon yan yana duruyorlar. Arkalarında Karaburun’un kıyısı, dağları ve Ege Denizi uzanıyor. Konuk defterindeki yazıları ise bu fotoğrafın öncesinde yaşadıklarını ve Karaburun hakkındaki ilk izlenimlerinin birkaç gün içinde nasıl değiştiğini anlatıyor.

Alison ve Gordon, Karaburun, 2002
Karaburun, 2002. Alison ve Gordon.

Karaburun’a ilk geldiklerinde biraz şaşırmışlar. Kendilerini “kırsalın ortasında” hissettiklerini, hatta plaja giden yolu nasıl bulacaklarını bile merak ettiklerini yazıyorlar.

Ama bu ilk şaşkınlık uzun sürmemiş. Kısa zamanda çevreyi tanımış, köyün içinde yollarını bulmaya başlamışlar. Konuk defterindeki ifadeleriyle burası onlar için “bu güzel köy” olmuş.

Bugün bu satırları okurken, 2002 yılının Karaburun’unu düşünmeden edemiyorum. Mimas Garden’ın çevresi bugünkünden çok daha boştu. İlk kez gelen birinin kendisini yerleşimden uzakta hissetmesi şaşırtıcı değildi.

Alison ve Gordon’un notlarında yalnızca doğadan değil, Karaburun insanlarından da söz ediliyor. Buradaki insanların kendilerine sıcak ve ilgili davrandıklarını yazmışlar.

Onları etkileyenleri sıralarken manzarayı, berrak mavi denizi ve insanların güzel yürekliliğini yan yana koyuyorlar. Bence birkaç günlük bir konaklamadan geriye kalan duyguyu en iyi anlatan bölüm de burası.

Karaburun onlar için yalnızca güzel bir kıyı kasabası olarak kalmamış; doğasıyla ve insanlarıyla birlikte hatırladıkları bir yere dönüşmüş.

Konuk defterine, burada geçirdikleri tatilin harika ve dinlendirici olduğunu yazmışlar. Ardından çok kısa ama her şeyi anlatan bir cümle geliyor:

“Bugün ayrıldığımız için üzgünüz.”

İlk geldiklerinde plaja giden yolu nasıl bulacaklarını düşünen iki insanın, birkaç gün sonra Karaburun’dan ayrılmaya üzülmesi, aslında hikâyenin tamamını özetliyor.

Notlarının sonunda bana ayrıca teşekkür ettikleri küçük ayrıntılar var. Karaburun ile havaalanı arasındaki ulaşımda kendilerine yardımcı olduğum için teşekkür ediyorlar ve parantez içinde yolun ne kadar uzun olduğunu da özellikle belirtiyorlar.

Sonra üç küçük şey daha sıralıyorlar: incirler, gülümsemeler ve ilaçlar.

Aradan yıllar geçtikten sonra ilaçların ne olduğunu ya da neden gerektiğini hatırlamıyorum. İncirlerin ise Karaburun’daki gündelik hayatımızın doğal bir parçası olduğunu biliyorum. Bunların konuk defterinde yer alması, büyük olaylardan çok küçük karşılaşmaların hafızada nasıl kaldığını gösteriyor.

Alison ve Gordon’un 10 Ağustos 2002 tarihli konuk defteri notu
10 Ağustos 2002. Alison ve Gordon’un konuk defterine bıraktıkları not. Brighton, East Sussex, İngiltere.

Alison ve Gordon yazılarının sonuna Brighton, East Sussex — U.K. yazmışlar. Böylece Karaburun’da başlayan bu küçük hikâyenin diğer ucunun İngiltere’nin güney kıyısındaki Brighton olduğunu bugün hâlâ biliyoruz.

Onların Mimas Garden’ı nasıl bulduklarını, rezervasyonlarını nasıl yaptıklarını gösteren bir belge elimde yok. Ama geride bıraktıkları tek sayfalık yazı, burada geçirdikleri günlerin nasıl başladığını ve nasıl sona erdiğini anlatmaya yetiyor.

Bugün, yirmi dört yıl sonra, Alison ve Gordon’dan kalan iki belgeye yeniden bakıyorum.

Birinde, Karaburun’un denizi önünde el ele duran iki insan var. Diğerinde ise ilk geldiklerinde kendilerini kırsalın ortasında hissettiklerini, daha sonra bu güzel köyün yollarını bulduklarını; manzaradan, berrak mavi denizden ve insanların sıcaklığından etkilendiklerini anlatıyorlar.

Ve küçük bir teşekkür listesi bırakıyorlar: havaalanı yolculukları, incirler, gülümsemeler ve ilaçlar…

Mimas Garden’ın eski konuk defterlerini bugün benim için değerli yapan da biraz bu. Yıllar sonra büyük olayların ayrıntıları unutulabiliyor. Ama bir sayfanın arasında kalmış birkaç kelime, o günlerin gündelik hayatını yeniden hatırlatabiliyor.

Alison ve Gordon’un Karaburun hikâyesi de ilk günün şaşkınlığıyla başlayıp, ayrılırken duydukları hüzünle sona eren küçük ama güzel bir 2002 yazı hatırası olarak arşivimde kaldı.

← Konuk Arşivine Dön