Mimas Garden Arşivi

Arlen ve Celeste — 1999

İnternette başlayan bir Karaburun yolculuğu; sekiz ay sonra yüz yüze gelen bir tanışıklık.

Arlen Kelesyan’dan ilk e-postayı 26 Ağustos 1998’de aldım. O yıllarda internet henüz hayatımızın bugünkü kadar sıradan bir parçası değildi. Arlen de bizi internet üzerinden bulan konuklarımızdan biriydi. İstanbul’da doğduğunu, gençlik yıllarında ailesiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne taşındığını ve Türkçeyi akıcı konuştuğunu anlatıyordu. E-postasını İngilizce yazmasının nedeni, nişanlısı Celeste’nin İtalyan-Amerikan kökenli olması ve onun da yazışmayı okuyabilmesiydi.

İlk mesajında, aile olarak dünyaya Türk misafirperverliğinden bir örnek sunma çabamızdan etkilendiğini söylüyordu. 16–30 Nisan 1999 için manzarası güzel büyük dairemizi soruyor, daha sonra Antalya’ya geçeceklerini anlatıyordu. Mesajını “şimdilik hoşça kalın, saygılarımla” ve “iyi günler” sözleriyle Türkçe bitirmişti.

Ağustos ayında birkaç satırlık bir e-postayla başlayan tanışıklık, yaklaşık sekiz ay sonra gerçek bir buluşmaya dönüştü. Arlen ve Celeste Nisan 1999’da Karaburun’a geldiler.

O yıllarda konuklarımızla ilişkimiz yalnızca bir daire kiralamaktan ibaret değildi. Zamanımız elverdiğince çevreyi birlikte gezer, yaşadığımız bölgeyi tanıtmaya çalışırdık. Arlen ve Celeste’yi de bir gün İzmir’e götürdüm ve Agora’yı birlikte gezdik. Arşivimde kalan, ikisini Agora’nın sütunları arasında gösteren fotoğrafı o gün ben çektim.

Arlen ve Celeste İzmir Agora'da, 1999
İzmir Agora, 1999. Arlen ve Celeste ile yaptığımız İzmir gezisinden.

Arlen, ayrılmadan önce 30 Nisan 1999’da konuk defterimize uzun bir yazı bıraktı. Daha Amerika’dayken Türk misafirperverliğinden söz etmişti. Karaburun’daki günlerinin sonunda ise Türkiye’ye gelirken zaten “customary Turkish hospitality” beklediğini, fakat bizim kendilerine bundan çok daha fazlasını gösterdiğimizi yazıyordu.

Özellikle şu ifadesi benim için değerli: “…in words & deeds what it means to be hospitable in your country.” Yani misafirperverliğin bu ülkede ne anlama geldiğini onlara yalnızca sözlerle değil, davranışlarımızla da göstermiştik.

Konuk defterinde Arlen, Mimas Garden’da geçirdikleri zamanı günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaşıp dinlenmek için güzel bir fırsat olarak anlatıyordu. Ardından bugün de gülümseten şu ifadeyi kullanmıştı: “stop & smell the flowers which we did a plenty.”

Yani yalnızca “durup çiçekleri koklamak”tan söz etmiyor; Karaburun’da bunu bol bol yaptıklarını da söylüyordu. Mimas Garden’ı temiz, sakin ve kalabalıktan uzak bir yer olarak tanımlıyor; her şeyden uzaklaşmak ve yeniden doğayla baş başa kalmak isteyenlere tavsiye ediyordu. Yazısını, Celeste ile geçirdikleri güzel zamanı mümkün kıldığımız için yeniden teşekkür ederek tamamlamıştı.

Arlen Kelesyan'ın 30 Nisan 1999 tarihli konuk defteri yazısı
30 Nisan 1999. Arlen’in konuk defterine bıraktığı yazı.

Bugün, yirmi yedi yıl sonra, Arlen’in Ağustos 1998’de gönderdiği ilk e-postayı, Nisan 1999’da yazdığı konuk defteri sayfasını ve Celeste ile İzmir Agora’da çektiğim fotoğrafı yeniden yan yana koyuyorum.

İlk belgede henüz birbirimizi tanımıyoruz. Fotoğrafa geldiğimizde artık yan yanayız. Son belgede ise Arlen, yaşadıklarının ardından kendi el yazısıyla konuşuyor.

Arşivimde bu üç parçayı birbirinden ayırmak istemiyorum. İlk e-posta tanışmayı, Agora fotoğrafı birlikte geçirilen zamanı, konuk defteri ise geride kalan duyguyu anlatıyor. Bir zamanlar rezervasyon amacıyla gönderilmiş bir e-posta, çekilmiş sıradan bir fotoğraf ve birkaç el yazısı satır, yıllar geçtikten sonra birlikte küçük bir insan hikâyesine dönüşüyor.

← Konuk Arşivine Dön