Mimas Garden’dan kalan iki sayfa ve bir fotoğraf
Hans ve Kristina Becker ile ilgili arşivimde bir rezervasyon yazışması bulunmuyor. Onlardan geriye, Mimas Garden’da çektiğim bir aile fotoğrafı ile 21 Temmuz 2002 tarihinde konuk defterimize yazdıkları iki sayfalık bir not kaldı.
Fotoğrafta anne, baba ve üç çocuk, evimizin yanında birlikte duruyorlar. Aradan yıllar geçtikten sonra onların Karaburun’a nasıl ulaştıklarını, bizi nereden bulduklarını ya da rezervasyonlarını nasıl yaptıklarını hatırlamıyorum. Bu nedenle hikâyenin o bölümünü tamamlamaya çalışmak yerine, kendi yazdıkları satırların anlattıklarıyla yetinmek bana daha doğru geliyor.

Konuk defterindeki notlarından, Türkiye’de iki haftadan uzun bir süre geçirdiklerini anlıyorum. Mimas Garden ise bu yolculuklarında kaldıkları ilk yer olmuş.
Türkiye’ye ilk geldiklerinde neyle karşılaşacaklarını bilmediklerini yazıyorlar. Fakat kısa süre içinde ailemizin kendilerine gösterdiği yakınlıktan ve karşılaştıkları Türk insanlarından çok etkilenmişler.
Notlarında bunu özellikle vurgulamaları benim için önemli. Çünkü Mimas Garden’ın ilk yıllarında konuklarımızın Karaburun hakkındaki izlenimleriyle, burada karşılaştıkları insanlarla ilgili duyguları çoğu zaman birbirinden ayrılmıyordu.
Karaburun’da en çok dikkatlerini çeken şeylerden biri çevrenin sessizliği ve güzelliği olmuş. Ayrıca çevrenin temizliğinden söz ediyorlar.
Bugün o satırları okurken, 2002 yılındaki Karaburun’u yeniden düşünüyorum. Henüz daha sakin, daha az yapılaşmış ve doğayla ilişkinin çok daha kolay kurulabildiği yıllardı. Fotoğrafın arkasındaki yamaç da o dönemin Karaburun’unu olduğu gibi gösteriyor.
Onların konuk defterinde yazdıkları sessizlik, güzellik ve temizlik yalnızca kaldıkları evle ilgili bir değerlendirme değil; birkaç günlüğüne içinde yaşadıkları çevreyle ilgili bir izlenim.
Notlarında Ege Denizi için de özel bir yer ayırmışlar. Ege’nin temiz, mavi-yeşil sularını çok sevdiklerini yazıyorlar.
Mimas Garden’ın eski konuk defterlerini yeniden okurken denizin farklı ülkelerden gelen insanların yazılarında tekrar tekrar ortaya çıktığını görüyorum. Kimi denizin rengini, kimi sessiz koyları, kimi balıkçı teknelerini hatırlamış.
Hans ve Kristina Becker ailesinin hafızasında kalan ise Ege’nin temizliği ile mavi ve yeşil renkleri olmuş.

Konuk defterindeki yazının altında aile bireylerinin ayrı ayrı imzaları var. Fotoğrafta da anne, baba ve üç çocuğu birlikte görüyoruz.
Bu fotoğrafı bugün benim için değerli yapan şey, özel bir olay göstermemesi. Mimas Garden’daki sıradan bir yaz gününde, evin yanında birlikte durmuş bir aile var. Arkalarında Karaburun’un yamaçları, yanlarında bahçe…
O yıllarda bu tür fotoğrafları gelecekte bir arşivin parçası olacaklarını düşünerek çekmiyordum. Konuklarımızdan geriye küçük bir hatıra kalması için çekiyordum. Yıllar geçtikçe bu sıradan görünen karelerin değeri değişti.
İki sayfalık notlarının sonunda, Türkiye’den ülkelerine çok güzel anılar götüreceklerini yazmışlar. Bir gün yeniden gelmeyi ve bizi tekrar görmeyi umduklarını da eklemişler.
Bunun gerçekleşip gerçekleşmediğini bugün hatırlamıyorum. Arşivimde daha sonraki bir ziyaretlerine ait bir belge de bulunmuyor.
Ama 21 Temmuz 2002’de yazdıkları birkaç satır, o gün ne hissettiklerini anlatmaya yetiyor: Türkiye’ye ilk kez gelmenin belirsizliğiyle başlayan bir yolculuk; ardından karşılaştıkları insanların yakınlığı, Karaburun’un sessizliği, çevrenin güzelliği ve Ege’nin mavi-yeşil suları.

Hans ve Kristina Becker’in hikâyesinde e-posta yok, rezervasyon formu yok, gelişlerinden önce yapılmış bir yazışma da elimde değil.
Yalnızca bir fotoğraf ve iki sayfalık el yazısı var.
Ama bazen bir hikâyeyi yeniden hatırlamak için bunlar da yeterli oluyor.
Fotoğraf, 2002 yazında Mimas Garden’da bulunan beş kişilik bir aileyi gösteriyor. Konuk defteri ise fotoğrafın anlatamadığı kısmı tamamlıyor: Türkiye’deki ilk günlerini, başlangıçtaki bilinmezliği, daha sonra hissettikleri yakınlığı ve Karaburun’dan hafızalarına kalanları.
Yirmi dört yıl sonra geriye kalan, Karaburun’da geçirilmiş birkaç günün görüntüsü ve onların ülkelerine götürdüklerini söyledikleri güzel Türkiye anıları.
Belki Mimas Garden Konuk Arşivi’nin değeri de biraz burada: Her hikâyenin bütün belgeleri elimizde değil. Ama kalan birkaç iz, bazen yıllar önce yaşanmış bir karşılaşmayı yeniden görünür kılmaya yetiyor.